23 Şubat 2015 Pazartesi

Tanışma


Küçük bir sahil kasabasında doğdum diye başlamak isterdim yazıma (genelde öyle başlar ya en güzel hikayeler) ama malesef öyle bir şey ile uzaktan veya yakından alakam yok.
Hatta benim yaşadığım yerin yakınlarında çok fazla kasabada yok.

Ben, insanların kendini çalışmaktan unutmuş olduğu, bu yüzden her sabah bir yandan soktakta yürüyerek ekmeği ile savaşırkan öte yandan işe yetişmeye çalışarak nefes nefese kaldığı, hatta demin bahsettiğim o ufak ve şirin kasaba hayalinden çok ama çok uzak olduğu Rotterdam şehrinde doğdum ve yaşıyorum.


25 yaşındayım, ve hala öğrenciyim. Bu uzun okul serüvenini çok fazla derine girmeden kıyısından köşesinden geçerek anlatmaya çalışayım.
Ben kendimi bildim bileli, daha doğrusu bişeyleri farkına varıp kendi fikirlerimi oluştabildiğim yaşa geldiğimden beri kendimi Rotterdama çok fazla bağlı hissetmediğimi fark ettim. Hatta orda doğmuş olmama rağmen kendimi bir turist kadar yabancı hissettiğim zamanların çoğunlukta olduğunu söyleyebilirim.
Buna rağmen kendimle savaşmam gerektiğine inandım, sonuçta orda yaşıyordum ve şimdilik bunu değiştiremezdim. Tam bu savaşa hazırlanırken bana hiç beklemediğim bir yerden vurdu ruhum ve zihnim. Hiç beklemediğim bir faktör büyük bir etki yarattı hayatımda ; açlık!
Açlığı mecazi anlamda kullandığımı anlatmaya gerek duymadan devam etmek istiyorum yazıma.
Açtım evet, edebiyata açtım, tiyatroya açtım. Bir yandan yaz tatillerinde bavulumu doldurup getirdiğim kitaplarla açlığımı gidermeye çalışırken öte yandan kafamdaki sorularla savaşıyordum. Neden okulda türkçe edebiyat dersi alamıyordum? Neden kafamın estiği zamanlarda çıkıp bir tiyatro oyunu izleyemiyordum? Daha da önemlisi, neden türkçe tiyatro yapamıyordum?

Evet, gün geçtikce daha da iyi anlıyordum, ben tiyatro yapmak istiyordum, hayatımı ona adamak istiyordum.
Sizinde tahmin edebileceğiniz gibi türkçe tiyatro yapamadığım için (ki 3 sene kendi kurduğum grupla amatör tiyatro yaptım ama onu sonra anlatırım) alakasız bir bölüm yapmak zorunda kaldım(media and entertainment management).
Ondan mütevellit okul serüvenim baya bir uzadı. Uzatmanında çare olmadığını anlayınca tam gaz devam edip bi an önce bitirme maratonuna başladım.
O gün bügündür savaşıyorum, ama sanırım kazanan taraf olacağım, en kısa zamanda tezimi yazmayı umuyorum .

Ruhumu kurcalıyanlarla ilgili uzun uzun yazınca genel bilgilere çok fazla yer kalmıyor sanırım. Yinede onları kısa kısa geçmek isterim.
Hala annem ve babamla yaşıyorum, benden üç yaş küçük bir erkek kardeşim var.
Boş zamanlarımda kitap okuyorum, tiyatro yapıyor(d)um ve geziyorum.
Onun haricinde gökyüzünü çok seviyorum, çok farklı bir sihire sahip olduğuna inanıyorum. Ve son olarak insanoğlunun dünyadan giderken ardında bir şey bırakması gerektiğine inaniyorum.

Ütopyalar güzeldir diyerek kapanışı yapmak istiyorum! :)

Duygu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder